RAYBAN

RAYBAN

Yıl 1929, ABD Hava Kuvvetleri’nde pilot olarak görev yapan Teğmen John A. Macready, bir balon uçuşunda görevlendirildi. Uçuş sırasında balon birden patladı ve araç irtifa kaybetmeye başladı. Patlama sonrası gözleri hasar gören Macready, sonraki uçuşlarında kullanmak üzere bir çeşit göz koruyucu materyal yapılmasını istedi. Böylelikle ünü tüm dünyaya yayılan ve günümüzde bir ikon haline gelen markanın doğuşunun da temelleri atılmış oldu: Ray-Ban

 

Güneş gözlüğü endüstrisinin akla gelen ilk markalarından Ray-Ban, şık ve eğilimleri yakalayan tasarımları ile 75. yılında adından söz ettirmeye devam ediyor. Marka kurulduğu günden bu yana pek çok ünlünün ve moda ikonunun da tercihi oldu.

Peki, Ray-Ban’in macerası nerede başladı? Marka oldukça ilgi çekici bir hikâyeye sahip. Aslında Ray-Ban, markanın çizgisini çağdaş bulan pek çok genç insanın tahmin edemeyeceği bir tarihte, 1937 yılında kuruldu. İlk Ray-Ban’in üretilmesi hikâyesi ise John Mac Cready adlı bir teğmen gözlerinde oluşan kalıcı hasara dayanıyor. Patlayarak irtifa kaybeden balonla kaza geçiren John Macready, gözlerinde oluşan rahatsızlık dolayısıyla uçuşlarında kullanmak üzere bir çeşit bir göz koruyucuya ihtiyaç duydu ve 1929’da kendisi için altın kaplamalı, parlamayı önleyen G15 lensleri kullanılarak Aviator stili bir çift güneş gözlüğü üretildi.

Sonrasında ise Baush ve Lomb şirketi, bu ürünün lisans haklarını satın alarak Ray-Ban ismiyle bir koleksiyon üretmeye başladı. Koleksiyon tamamlandığında, 1937 yılında, plastik Aviator model Ray-Ban ilk kez satışa sunuldu. Halk tarafından kısa sürede, ilgi çekici bir stil göstergesi olma onuruna layık görülen Ray-Ban, aynı yıl G15 lenslerinin patentini aldı ve marka ismi olarak tescillendi. İlk gözlükler şeffaf lensli, son derecede hafif metal çerçeveye sahip ve altın kaplamalı iki yeşil lensten oluşuyordu.

Bu özgün, kavisli , geniş gözlüğün esas amacı gözleri her açıdan güneşin zararlı etkilerinden koruyabilmekti. 1940 yılına gelindiğinde Ray-Ban, hava kuvvetlerindeki pilotlarının kullanımına açıldı. Bu tarihten itibaren Aviator model güneş gözlükleri ABD ordusunun diğer dallarında da oldukça popüler hala geldi. Özellikle 2. Dünya Savaşı sırasında General Douglas MacArthur’un, Filipinler’ de bir plaja yaptığı iniş sırasında, Ray-Ban gözlükleri ile görüntülenmesi, markanın popülerliğinin artmasında önemli bir rol oynadı.

Ray-Ban gözlüklerinin tarzı çok geçmeden moda dünyasının da dikkatini çekti ve Ray-Ban gözlükler önemli bir aksesuar olarak benimsenmeye başlandı.

1952 yılında marka, zamanla ikon haline gelecek Wayfarer modelini tanıttı. Wayfarer, klasik metal çerçeve modelini yıkarak, sert plastik çerçeveyi popüler hale getirdi. İlk başlarda erkek tüketiciler için piyasaya sürülen Wayfarer, kadınlar tarafından da ilgi görmeye başladı. Model kısa sürede dünyanın ve Ray-Ban’in en çok satılan modeli haline geldi . Elde ettiği bu başarıdan sonra Ray-Ban, güneş gözlüğü endüstrisinde lider marka olarak anılmaya başladı.
1960’lı yıllar Ray-Ban’in daha da popüler hale geldiği yıllardı. 1960 yılında tanıtılan gümüş çerçeveli gözlük modeli sadece, markanın ileride yapacaklarına ışık tutan küçük bir göstergeydi. Model zamanın kült filmlerinde dahi boy göstermeye başladı. 1961’de Breakfast at Tiffaniy’s filminde Wayferer modelini etkileyici oyuncu Audrey Hepburn kullandı. Diğer yandan marka Donny Brasco, Reservoir Dogs, Risky Business gibi filmlerde de görücüye çıktı. Bunlardan en unutulmazı ise Top Gun filminde Tom Cruise’un kullandığı Aviator model Ray-Ban idi.

1970’li yıllardaki disco çağı ve Dior ve Yves St. Laurent’in pazara girişi Ray-Ban’in popüleritesinin bir miktar azalmasına sebep oldu. 70’li yılların ortalarına gelindiğinde Ray-Ban, dönemden ilham aldığı “disco” gözlüklerini tanıttı. Ancak istediği popülerliği tam olarak yakalayamadı.

Ray-Ban, beyazperdede olduğu gibi moda sahnesinde ve ünlülerin dünyasında da kendisine yer buldu. Brad Pitt, Kate Moss, Alexa Chung, Nicole Ritchie, Sienna Miller, Natalie Portman, Demi Moore ve daha isimlerini sayamadığımız pek çok ünlü, markanın en sadık kullanıcıları arasında yer aldılar. Listeye ünlü müzik grupları ve müzisyenleri de eklemek mümkün. Rock’ n Roll ruhunu seven Madonna, Bob Dylan, David Bowie de sık sık Ray-Ban ile karşımıza çıkan ünlülerden. Michael Jackson, Brandon Flowers, Elvis Costello, Ricky Wilson , Bobby Gillespie gibi isimler de Ray-Ban’i tercih eden ünlülerden bazılarıdır.

Müziğin Ray-Ban markası için oldukça önemli bir yeri var öyle ki yeniden canlanan ve popüler hale gelen Wayfarer modeli, biraz da renkli dokunuşlarla yapılan değişiklilerle, Glastonbury ve V Festival gibi önemli müzik festivallerinde, sanki önceden kararlaştırılmış gibi, hem dinleyiciler hem de müzisyenler tarafından takılıyor.

1982 yılında çekilen The Blues Brothers filmi Ray-Ban markasını yeniden gündeme getirdi. John Belushi ve Dan Aykroyd neredeyse tüm film boyunca Ray-Ban’leri gözlerinden kesik etmemişlerdi. Marka aynı yıl başka filmler ve TV programları için 50 bin dolarlık bir anlaşma imzaladı. 1982-1987 yılları arasında Ray-Ban, tam 60 film ve televizyon programında rol almıştı.

1990’lı yıllar Ray-Ban’in popülaritesinin yeniden düşmeye başladığı yıllardı. 1999 yılına gelindiğinde ikonik marka Ray-Ban, Bausch & Lomb tarafından İtalyan Luxottica Grubu’na satıldı.

Ray-Ban 2007 yılında, Wayfarer modelini yeniden tasarladı. Artık modelin kırmızı, lacivert, Beyaz ve turkuaz renk seçeneklerini de bulmak mümkün. Ayrıca iki renkli çerçeveler de yine yeni dizaynlar arasında.

2008 yılı Ray-Ban için festival yılıydı. Ünlü müzik festivallerinde yer alan marka, buralarda belirlediği özel alanlarda DJ kabinine ev sahipliği yapacak alanlar oluşturdu. “Ray-Ban Odaları” adı verilen bu özel alanlarda son eğilimlerden eski ikonlara kadar çeşitli DJ performansları sergilendi. Marka, bu odaları aynı zamanda yeni ürünlerini sergileyebileceği bir vitrin olarak da kullandı. En yakın tarihte düzenlenen Isle of Wight Festivali’ nde aralarında Fearne Cotton, Nick Grimshaw, Jameela Jamil, Tim Burgess, Samantha Morton, The Prodigy, McFly, The Pixies ve Razorlight gibi isimlerin bulunduğu bir ünlü kitlesi, her biri tematik olan çok sayıda Ray-Ban odasında boy gösterdi.

Ray-Ban’ in markasına artı değer sağlayan diğer bir yönü ise bir yandan orijinal, retro modellerine sadık kalırken bir yandan da sürekli yenilik içinde olması. Ray-Ban son olarak pek çok ünlüde görebileceğiniz, üst kenarları renkli çerçeveli olan Clubmaster modeli tanıtıldı. Bu model Elle gibi önemli moda dergilerinde “göz atmanız gereken harika modellerden biri” tanımlamalarıyla yer buldu. Yüksek kaliteli materyallerin ve yenilikçi teknolojilerin kullanımı Ray-Ban’in gündeminden düşmeyen konular arasında ki marka ürünlerinde özel bir malzeme kullanıyor. Kalite ve dayanıklılık garantisinin sağlanması için ise üretilen ürünler sayısız test işleminden geçiyor.

Keskin bir görüşe izin verirken aynı zamanda gözün yapısını koruyan polarize edilmiş lensler, Ray-Ban’ in övündüğü diğer teknik özelliklerden bir diğeri. Karbon fiber yapısı ise Ray-Ban’ in hafif, sağlam, dayanıklı, esnek, ve bütün gün takılabilecek kadar rahat olmasını sağlıyor. Her gözlükte yüzde 100 UV koruması mevcut.

Sonuç olarak Ray-Ban, 1937 yılından beri çok uzun bir yoldan gelmiş olmasına rağmen hâlâ hareket halinde ve eğilimleri takip eden bir yapıya sahip. Öyle ki bu yapı, markanın çekirdek prensiplerinden birini oluşturuyor. Aradan geçen yıllar boyunca marka zaman zaman popülerliğini yitirse de asla unutulmadı. Ray-Ban halen tüketicilerin; moda, sinema ve müzik dünyasının önde gelen isimlerinin ilk tercihlerinden.

Bu yıl 75. yılını kutlayan Ray-Ban, iş ve politika dünyasının önde gelen isimlerinin yanında, renkli, farklı ve popüler tasarımlarıyla genç tüketicilere de hitap etmekte. Bu kitle Ray-Ban’i kimliklerini yansıtan, statü göstergesi bir ürün olarak kullanıyor. Bugün pek çok model ve rengiyle Ray-Ban, marka tarihini ve başarılarını daha uzun yıllar devam ettirecek gibi gözüküyor.